28/7/2008 - korkuyorum sana alışmaktan...ya gidersen
Neden bu kadar hayatımın içindesin ki sanki? Beklenmeyen bir anda geldin ve hayatımın tamda merkezine oturdun kaldın... Oysa ki sen davetsiz bir misafirdin sence de haddini aşmamış mıydın uzun zamandır kimsenin girmediği(giremediği)kalbimin gizli kapısını tıklarken(!) ? Önce o kapıyı duymamazlıktan geldim , kaçmaya çalıştım ; yok olmadı işte... Sen o masumluğunla o kapıyı tıklarken sana karşı kayıtsız kalamazdım duyuyordum seni..
Günden güne alıştım sana... Oysa ki ben çok korkuyordum sana alışmaktan; çünkü biliyordum , adım gibi biliryordum bir gün gideceğini... Sen bambaşka bir mevsimin çiçeğisin , ben hep sonbahar.Ben bir çiçeği yeşertecek kadar güçlü değilim anla bunu,güneşim yalancı ısıtamaz ki yüreğini!
Kaçıp kurtulmaya çalıştıkça daha çok içine girdiğim bir girdap gibisin...Yok mu bir kurtuluşum?
Adı aşk mı bu alışkanlığın? Aşk olmamalı ben hep kaçtım aşktan , aşk beni böyle ansızım , ummadığım bir anda yakalamış olamaz..Yoo aşk değil bu , aşk olamaz , olmamalı peki öyleyse ne?
Biliyor musun kalbimin senden önceki davetsiz misafiri de böyle masumca ansızın gelmişti... Kendimce kalbimdeki misafire hürmette kusur etmemiştim ; ama neden bilmiyorum o giderken kalbimide yakıp yakıp öyle gitmişti , ancak toparlandım derken şimdi de sen? Yoo hayır kalbim artık çok güçsüz bir kez daha yıkılırsa toparlayamam onu , bir gidişi daha kaldıramaz ..
Ah bir bilsem ki hak edeceksin bu sevgiyi kabulümdür senle gelen her hüzün ; ama bilmiyorum.. Tek bildiğim er ya da geç gideceksin, ben benle tek bırakıp gideceksin...
Evet korkuyordum sana alışmaktan , korktuğum başıma geldi alıştım; ama daha vakit erken gideceksen şimdi git sana daha çok bağlanıp sevmeden... Hiç girme kalbime sessiz sedasız git... Gitmeyeceksen de öğret bana sevgiyi taa en başından yalansız , yanlışsız!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/7/2008 - Saat seni çok'tan geçmişti
Şehrin yapışkanlığından ayrıldığım bir vakitti gözlerimi aralayabildiğim. Taş gibi bir beyin taşıdığımı, saati görmeye çalıştığım zaman vuran "saat başı" düdüğünden sonra algılayabildim. Saat 19:00... Bu sersemlik halinin üzerinden kaç vakit geçtiğini anımsamıyorum. Yoksa dünde miyim hala? Ve düşte mi uyandım bu saatte?
Başımı kaldırıp bakmaya cesaretim yoktu. Sararmış gözbebekleri çevresinden ayırt edebildiğim; puslu bir kırmızılığın, şüpheci yalnızlığıydı. Görmek istemiyordum. Havluyla küçük bir münakaşa yaşadık...
Bahçede uğraşırken koparıverdiğin gelinciğin tebessümüyle tutmuştum bıçağı saçlarından. Fesleğenlerin ona ihtiyacı vardı. Güneş kulaklarımdan süzüldüğünde, ter kokan avuçlarının bile ne denli mühim olduğunu kendime itiraf ediyordum. Gözlerimden içeri yalnızlığım girdi...Masaya son gelen salataydı. Tabiiki sevdiğin gibi, fesleğenli. Bir de efkarımız olmalıydı, şatırlarımıza inat. Vardı. İki mumun ayrıntısına sıkıştırılmış yüzlerimizde, isten geçecek kadar dirençli bir çizgiye rastlamamanın verdiği memnuniyet vardı gülümsemelerimizde. "Gizli aşkım..." Leonard Cohen başka bir şey diyemez miydi acaba, bu ıslak cereyanlarda... En keskin üzüm şıraları bile bu kadar sarsar mıydı gönlümün ihya edilmemiş yerlerini?
İlk yudumu senin elinden içtim, sen de benim. O zaman başım ağrımıyordu... Bir müddet sonra karşımda oturmaktan sıkılmış olduğunu düşündüm. Senin her zerrenden, ne demek istediğin çıplaklaşıyordu. Kalktın. Bir günebakan tarlasının içinde, güne bakmaktan yorulmuştuk. Elimde dolaştırdığın şarkıyı biliyordum. Bir disk çalar totalinin üçle çarpılması kadardı sanırım, aksak ritmli ayakta kalmanın bedeli. Tuttun. Hiç kimse senin kadar güzel dokunmuyordu hislerime...
Uyandığımı anımsıyorum. Kalkar kalkmaz saate bakarsan, saniyelerin devinimi sana yorucu gelir. Hangi öğüdün bilgeliği sunabilirdi ki bunca efsaneyi? Yastığımın başucuna bakmayı unutmuşum. Aynanın karşısında bu kadar vakit mi geçer? Saat 23:00. El yazından kalma bir baş ağrısını sürüyorum yüzüme. Seni kırdığım için üzgünüm, beni kırdığım için de... Aynadaki, özgün bir fonla notunu bırakıyor şimdi. "Gece yarısını bekle. Düşlediklerinin hepsi sensin. İyi bak. Seni Seviyorum..."
Kıraç bir esnemeyle ayılmaya çalışırken, kapı tokmağıyla sarsılıyordum... Kalkabildiğim yer, mutfak parkelerinin ziftli yumuşağıydı. Kapıyı araladığımda, gördüğüm düşü hatırlıyordum. Sen gelmedikçe, Sen gitmemişsin akılmdan... Bin yıllık hasretten gelip, boynuma sarılacağını ummuyordum
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/3/2008 - sana "yar" diyorum,"yaralarım" kanıyor..
Bitti sanmıştım, unuttum demiştim, ömrümün geri kalanını sensiz geçirebileceğim fikrine bile kendimi inandırmıştım!... En büyük yalan, insanın kendine söylediği yalanmış geç anladım. Kaleminden çıkan birkaç cümleyle gözlerimin karşılaşması, yüreğimin seni yeniden hissetmesi, beynimin içine kazınan kare kare resimlerin ve kalabalıklar arasında yaşadığım başıboş dalıp gitmelerim!...
Seninle yaşadığı bir günü, tüm geçmişine ve geleceğine denk tutan bir ruhu, mahşere kadar taşımak zor gelecek biliyor musun?...
Öyle ya bir yağmur da, bir göl kenarında, gözlerinden içtim yağmur ve gece kadar yoğun şarabı ben!... Gece senin derinliğindir ben de, yağmur benim yüreğimin sağanakları...
Aklıma düşmeye gör, en fırtınalı denizde yolunu kaybeden en acımasız dalga olur bakışlarım... Dalgalarımın kayalıklarla buluştuğu an çıkan sesleri duymanı hiç istemem! Canı çok acıyan bir deniz ağlıyor dersin eminim... Seni özledim, anlıyor musun, özledim!!!
Gördüğüm her kuşun kanadına gözlerimi koyuyorum, bulunduğun diyarlara gelirler de seni görürüm diye...
Sana " yar" diyorum, " yaralarım" kanıyor... Sana "yara" diyorum, tüm sözlerimin öznesi oluyor " yar' a"...
Yara giden yolda kocaman bir yaram var!!!
Ne diyeyim, yara yardansa akan kanım değil, onun için gözümü bile kırpmadan verebileceğim canımdır!!!...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/3/2008 - Konfüçyus Aşk Öğütleri
Konfüçyusun Aşk Öğütleri
Eş seçmeyi kitap seçmeye benzeten ünlü Konfüçyus'un eşlerin birlikte mutlu bir hayat sürmeleri için birbirinden ilginç 14 öğüdü var. Eh, yüzyıllardır kulaktan kulağa yayılmaya devam ettiğine göre pek de yabana atılır, öğütler olmasa gerek.
1- Tedavi edilemez derecede romantik olun.
2- Birlikte kitap okuyun, elele tutuşun ve birlikte düzenli yürüyüşlere çıkın.
3- Gülümsemeler bulaşıcıdır. Ona da bulaştırın.
4- Güvenilir bir sırdaş olun ve onu hiç kimseye şikayet etmeyin.
5- Onun en sevdiği çiçeği, rengi, müziği, şiiri ve yazarı bilin.
6- Ona, beklemediği hoş sürprizler yapın. Hiçbir neden yokken de kart ya da küçük aşk notları yollayın.
7- Birbiriniz için özel ve gizli takma adlar bulun.
8- Aşk, birlikte saçmalamaktır. Arada bir, birlikte sonuna kadar saçmalayın.
9- Kimin haklı olduğunu tartışmayın, neyin doğru olduğuna karar verin. Her tartışma sonunda barış anlaşmasını bir öpücükle imzalayın.
10- Sevdiğinizi yalnızca onun duyabileceği biçimde eleştirin. Övgünüzü ise bütün dünyaya duyurun.
11- Bedeninize iyi bakın. Daima sağlıklı ve dinç olmayı hem kendinize hem de ona borç bilin.
12- Bir kucaklaşmadan ilk ayrılan siz olmayın.
13- Eş seçmek kitap seçmeye benzer, iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir. İceriği sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur.
14- Aşk için evlenin. Hem eşinizin hem de kendinizin en iyi arkadaşı olun.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|

Kategoriler
dost siteler
forumum
Arkadaşlarım
|